All Posts in kayıp çocuk masalları

8 February 2011 - 1 comment.

Bir Melek Ölürken performans

[vc_row][vc_column][vc_column_text]Daha önceki bir yazımda bahsettiğim gibi, lansman konserlerinde bulunmuştum. O konserler sırasında, fotoğraf ve videolar alsam da, genel olarak videodan uzak durdum. Çünkü ses kaydı olmayınca, mekan içerisindeki insanların gürültüleriyle video paylaşmayı sevmiyorum. Ama bu sefer ekstra bir durum oldu. Bursa'da final parçasını gözleri açık olarak söylediği Bir Melek Ölürken çok iyiydi. Paylaşsam mı paylaşmasam mı düşünceleri arasında ekledim. Çekim sırasında 100mm macro lens kullandım. Ortam ışığı azlığından dolayı 2.8'de kullanınca, kısıtlı bir alan derinliği durumu ortaya çıktı.. Haliyle hareketli bir Cem Adrian olunca da, çekimlerde netleme sırasında çok zorlandım. Konserin son parçası olduğu da düşünülürse, benim adıma oldukça yorucuydu.. Bazı netlik kaybı gibi sorunlar olsa da, elimden geldiğince en iyi şekilde çekmeye çalıştım. Umarım beğenirsiniz.[/vc_column_text][vc_column_text][/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]

Published by: Fatih Şentürk in Blog

21 December 2010 - 17 comments

Cem Adrian – Kayıp Çocuk Masalları | Şarkı Sözleri

Cem Adrian'ın bugün piyasaya çıkan, Kayıp Çocuk Masalları albümünün tüm şarkı sözleri albümdeki sırasıyla ve fragmanda yer alan sözlerle beraber aşağıdaki gibidir.. Burada yer alan şarkı sözleri orjinal ve doğru bilgidir, aynısı albüm kartonetinde yer almaktadır..

FRAGMAN / INTRO

Bir gün siler izlerini üstümüzden herşeyin...
Bitmez hiç bi masal...
Sönmez hiç bi ışık korkmayız...
Öpüp okşar sarılır...
Bir gün Tanrı söyler bize nedenini...

Bir gün bulur birbirini tüm kaybolmuş çocuklar...

Kayıp

Ben şimdi burada böyle tek başıma dikerken söktüğün yerleri…
Sen orda yine öyle tek başına ararken bende kaybettiğini…
Niye görmüyorsun… Niye görmüyorsun… Niye…
Gülümseyerek can veriyorsun önümde…
Yine üşüyorsun… Hissetmiyor musun yine…
Parçalarımdan uzun bir yol var önünde…
Sen şimdi kayıp bir çocuksun…
Karanlıkta yürüyorsun…
Kalbim senin…
Yollar senin…
BENSİZ Mİ BÜYÜYORSUN.

Bir Katilin Ellerinde

Bir sabah uyandığında göğsünün ortasında kara bir delik...
Büyük bir yara...
Ve aynaya baktığında yüzündeki çizgilerin arkasında kayıp bir çocuk...
Büyük bir yama...
Hep yalnız uyuyup, yalnız uyanınca...
Yalnız bitirip, yalnız başlayınca...
Yalnız boğulup, yalnız kurtulunca içinde...
Yalnız kırılıp, yalnız onarınca...
Yalnız vurulup, yalnız kanayınca...
Yalnız arayıp, yalnız kaybolunca içinde...
KALBİN BİR KATİLİN ELLERİNDE!
Bir ölüm sessizliği yüzünde...
Bölük pörçük, delik deşik, kırık dökük, paramparça...
Kaybolup gidiyorsun...
KAYBOLUP GİDİYORSUN!

Sen Benim

Hep aynı sessizlikle geliyor gece...
Hep aynı yalan dolan masalları dinliyorum yine...
Hep aynı yüzler, hep aynı sesler peşimde...
Anlatamıyorum, inandıramıyorum kendime...
Sen benim yarım kalan cümlelerimsin...
Hiç söyleyemediğim, söylemediğim o sözlerim...
Sen benim hiç ısınmayan ellerimsin...
Hiç unutamayan, unutmayan o kalbim...
Sen benim eksik kalan yerimsin...
Kapattığım pencereler, güneşlere çektiğim o perdelerim...
Sen benim hiç sevmediğim sessizliğimsin...
Kaybettiğim yolum, korktuğum karanlık, hiç tutamadığım o yeminlerim...
Sen benim terk ettiğim şehirlerimsin...
Düştüğüm çukur, uzanan ellerim, hiç tutunamadığım gidenlerim...
SEN BENİM KOVULDUĞUM CENNETİMSİN!
Eğdiğim yüzüm, sövdüğüm aydınlığa hiç açamadığım gözlerim.

Bana Ne Yaptın

Sessiz, yorgun, ağır, gözkapaklarım kapanıyor yine... Yine...
Yıkık, dökük, bu şehrin duvarları birer birer üstüme yıkılıyor yine... Yine...
Kuş sürüleri terk ederken bu şehri, ardında yoksul ve kimsesiz çocuk gibi bırakıyor yine... Yine...
Ve sonbahar sinsice yaklaşarak peşinde köpek gibi bir yalnızlığı üstüme sürüklüyor yine... Yine...
Sözler hep yalan! Yeminleri unut!
Bir veda bir sebepsiz tokat gibi çarpıyor yine... Yüzüme...
Şarkılar yalan! Duyduklarını unut!
Bir hikaye rüzgarın ellerinde savruluyor yine... Yine!
Kestim! Akıttım! Damarlarımdaki kanımda akan o kirli siyah yalanları! Olmadı!
Sildim! Çıkardım! Yüzümden kazıdım yüzüme çizdiğin o siyah derin yazıları! Olmadı!
Kustum! Tükürdüm içimde senden kalan o keskin o acıtan hatıraları! Olmadı!
Söktün! Defalarca diktim o küçük ellerinle açtığın ve sızlayan bütün yaralarımı! Olmadı!
Bana ne yaptın... Ne yaptın... Ne yaptın... Ne yaptın çocuk!
Niye yaptın... Niye yaptın... Niye yaptın çocuk!
Göremiyorum, duyamıyorum  artık dokunamıyorum çocuk!
Anlatamıyorum anlatamıyorum artık ağlayamıyorum çocuk!
İnanmıyorum inanmıyorum artık inanamıyorum çocuk!
Bilmiyorum bilmiyorum artık sevemiyorum çocuk!
Ne yağmur ne kar ne yüzüme vuran rüzgar, canımı yakan acıtan sonbahar daha dinmedi çocuk!
Seni silmedi çocuk!
ALEV ALEV YANAN KİRPİKLERİNDEN SAÇILAN KIVILCIMLARINLA BAŞLAYAN
BU YANGIN DAHA SÖNMEDİ ÇOCUK!
Sönemedi çocuk!
Bu viran şehirde, bu viran hikaye henüz bitmedi! Bitmedi bitmedi bitmedi çocuk! Bitemedi çocuk!
Bu aciz şarkılar, bu aciz dualar seni geri getirmedi getirmedi getirmedi çocuk! Dönmedin çocuk!
Bana ne yaptın... Ne yaptın... Ne yaptın... Ne yaptın çocuk!
Bunu niye yaptın... Niye yaptın... Niye yaptın... NİYE YAPTIN ÇOCUK.

...

Bugün günlerden hiç. Benim adım yok. Kanatlanıyor içimden binlerce siyah kelebek.
Savruluyor rüzgarda yaprak gibi kalbim, uzaklarda bir yerde. Kalbim kayıp.
Karanlığa dokunabiliyor sanki ellerim.
Sadece sesler duyuyorum. Ayak sesleri uzaklardan.
Susuyorum. Sessizlik keskin. Bekliyorum. Beklemek keskin.
Burdan gitmem gerek. Herşeyi unutmam gerek.
Acımıyor bileklerim. Acımıyor hiç! Acımıyor ellerim, avuçlarım. Acıtmıyor hiçbir şey.
Acımıyor tenim, dokunduğun yerler.
Acımıyor artık kalbim. Kalbim.
Sadece sessizce durdum ve öylece izledim bir meleğin ellerindeki ellerimin izlerini.
Sadece sessizce durdum ve öylece izledim bir meleğin ellerindeki kaderimin sökülüşünü.
Sadece sessizce durup öylece izlemek istedim bir meleğin ellerindeki kalbimi.
Sadece öylece durup sessizce izlemeyi istedim, sadece bir meleği sevmeyi.
Hep bir şey eksik gibi ve hep bir şey yarım ve hep bir şey yok artık sanki.
Ne bir ışık var, ne de bir şarkı artık sokaklarında bu kaybetmiş şehrin.
Ne bir isim var duvarlarında, ne de okunabilen bir cümle.
Sadece sessizce durdum ve öylece izledim bir meleğin ellerindeki ölümümü.
Öyle beyaz ve öyle, öyle maviydi ki. Öyle güzeldi ki ve öyle, öyle masum ama.
Öyle yanlış öyle, öyle yanlış ki ve öyle ve öyle çocuk.
Kalbim. Tüm maviler kirli şimdi ve tüm beyazlar utanç içinde ve sadece uyumak,
UYUMAK İSTİYORUM.

Herkes Gider Mi? (feat. Aylin Aslım)

Sessiz bir gece, yorgun adımların... Hiç haberi yok gibi ıslak kaldırımların...
Kimse görmüyor mu... Kimse bilmiyor mu... Durup önünde kalbinin, kimse durdurmuyor mu...
Herkes gider mi...Herkes gider mi...
Söyle bana küçük adam her şey biter mi...
Çok erken değil mi...Erken değil mi...
Söyle bana küçük adam herkes gider mi...
Elinde cennetin kayıp haritası... Kalbinde hazineler, yüzünde anahtarı...
Kimse görmüyor, kimse bilmiyor... Ve sen hala üşüyorsun...
Herkes gider mi...Herkes gider mi...
Söyle bana küçük adam her şey biter mi...
Çok erken değil mi...Erken değil mi...
Söyle bana küçük adam herkes gider mi...
...
-Hala yalnız mısın?
-Sadece özgür...
-Peki mutsuz?
-Sadece alışmış...
-Peki ya aşık?
-Sadece eksik... Peki ya sen... Hala bekliyor musun?
-Beklemek şimdi hiç duymayan birine dünyanın en güzel şarkısını söylemek kadar anlamsız...
-Peki ya umut?
-Umut şimdi hiç görmeyen birine gökkuşağını anlatmak kadar zor ve imkansız.

Herkes gider mi... Herkes gider mi... Söyle bana küçük adam... Söyle bana küçük adam...
Çok erken değil mi... Erken değil mi... Söyle bana küçük adam.., Söyle bana küçük adam...
Yağmur diner mi... Yağmur diner mi... Söyle bana küçük adam...
SÖYLE BANA KÜÇÜK ADAM.

Unutursun

Sus, sessiz ol çocuk, şarkı henüz bitmedi...
Kalbine hakim ol çocuk, umut daha tükenmedi...
Yürü yolları çocuk, yollar henüz bitmedi...
İnan, sakin ol çocuk, Tanrı seni terk etmedi...
Bir masal biter, sessizlik başlar, kalbini okşar uyutursun, uyutursun...
Gözlerin dolar, avuçların terler, bir yalan söyler avutursun, avunursun...
Yerle bir olmuş bu yıkık dökük şehre bir şarkı söyler susturursun, susturursun...
Acıya acıya, acıta acıta, kendini acıya dolaya dolaya,
Bir kalbi kanata kanata unutursun, unutursun!

Gökyüzünde batarken güneş, yeryüzünde sessizliğin,
Ateşe aşık yanarken sen unutursun, unutursun!
Bir masalda ölürken kahraman, bir şehir düşerken içinde,
İzlerken gözyaşlarınla unutursun unutursun!
Bir yalan devrilirken önünde, maskesi düşerken mucizelerin,
Korkmadan koşarak katilin üstüne unutursun, unutursun!
Düştüğün o çukurun dibinde silkinerek tozdan topraktan,
SANKİ HİÇ OLMAMIS GİBİ UNUTURSUN!
UNUTURSUN!

Ağladıkça (feat. Murat Yılmazyıldırım)

Sessizsin... Yağmur gibi...
Üşüyorsun... Bir dal gibi...
Korkuyorsun... Kırılmaktan...
Rüzgarda... Yaprak gibi... Düşüyorsun...
Düşüyorsun... Kuşatılmış...
Şehir gibi... Susuyorsun...
Susuyorsun... İçinden...
Bir çoçuk ağladıkça...
Taşar nehirler ağladıkça...
Yarılır gökyüzü ağladıkça...
Dirilir topraktan aşk!
Sesin büyür deler geçer yırtar geceyi...
Kalbin çarpar kırar döker camdan geceyi...
Gözyaşların düşer akıtır siyah geceyi sen ağladıkça! Ben ağladıkça!
Evler tutuşur alev alev yakar geceyi...
Eller açılır dua dua böler geceyi...
YAĞMUR!
YAĞMUR YIKAR GECEYİ,
SEN AĞLADIKÇA! BEN AĞLADIKÇA!
...
Yüzün cennete döner sen ağladıkça...
Yeşerir yine topraklar...
Gösterir kendini sana aşk...
Aşk...

O Kirpik Hala Bende Sevgilim

Elleri üşüyordu...
Kalbi sanki karda...

Aldım sardım sarıldım ona dedim ki artık hiç korkma...
Durdu sustu dokundu saçlarıma...
Bi kirpik düştü yanağına...
Özledim... Özledim...
Saçlarımda oysa hala ellerin...
Özledim... Çok özledim...
O kirpik hala bende sevgilim.

Elleri üşüyordu...
Kalbi sanki karda...
Bu gece şehre yağıyor yine usul usul binlerce kelime...
Bir çocuk duruyor yine o pencerede can çekişen bir kalp ellerinde...
Özledim... Özledim...
Saçlarımda oysa hala ellerin...
Özledim... Çok özledim...
Sımsıkı kapalı gözlerim...
Özledim... Çok özledim...
Bileklerimde oysa hala izlerin...
Özledim... Çok özledim...
Sanki hala yanağımda nefesin...
Özledim... Çok özledim...
Saçlarımda oysa hala ellerin...
ÖZLEDİM... ÇOK ÖZLEDİM...
O KİRPİK HALA BENDE SEVGİLİM.

Islak Kelebek

Bir sabah yalnız uyanınca duymayacaksın o sesi başucunda...
Bir sabah olup uyanınca anlayacaksın dört duvar arasında...
Eninde sonunda yalnızsın... Yalnız kalacaksın...
Kalbindeki çiçekler kuruyup dökülecekler...
Eninde sonunda yalnızsın... Yalnız kalacaksın...
Yüzündeki baharlar sararıp solacaklar...
...
Ve bir sabah yalnızlığın soğuk kollarında,
Tarifi mümkün olmayan anlatamadığın bir rüyadan sen,
Yapayalnız uyandığında...
Güneş eskisi gibi öpüp seni, kirpiklerinde parlamadığında...
Ve temizlemediğinde artık yağmurlar kalbini...
Ve affedemediğinde artık Tanrı bizi... Sevmediğinde... Konuşmadığında...
BİZ HANGİ ŞARKIYLA UYUYACAĞIZ ÇOCUK!
...
Ah kalbim bir ıslak kelebek...
Nasıl da uçuyor sana, nasıl da duymuyor beni...
Eninde sonunda zaman bir çocuğun katili...
Nasıl da geçiyor ama nasıl da silmiyor seni içimden dışımdan...
hayat yalanın ta kendisi nasıl da dönüyor dünya nasıl da vermiyor geri...
Elimde yüzümde yalan bir masalın izleri...
Nasıl da inanıp sana, nasıl da ölüyor yine...
KALBİM BİR ISLAK KELEBEK...
NASIL DA İNANIP SANA, NASIL DA ÖLÜYOR YİNE...

Yarım

Gün doğuyor yavaş yavaş...
Çekiyor ellerini üstümden gece...
Yıldızlar düşüyor yavaş yavaş...
Ağaçlar devriliyor kederden içimde...

Gün yarım... Güneş yarım..
Yollar... Zaman... Yarım... Hep yarım...
Sesim yarım... Nefesim yarım...
DÜŞTÜM... KALKTIM... HEPSİ BU...
HEPSİ BU...

Ellerim yarım... Kollarım yarım...
Düştüm... Kalktım...Hepsi bu! Hepsi bu!
Şarkılar yarım... Sözler hep yarım... Acımıyor canım...
Hepsi bu! Hepsi bu!
Dünya yarım... Dualar yarım...
Yalandı inandım... Hepsi bu! Hepsi bu!
Kalbim yarım... Kalbim yarım...
RÜYAYDI UYANDIM! HEPSİ BU! HEPSİ BU.

Benden Sonra

Acılarımı sakla... Acılar masal olsun anlat...
Çiçeklere su ver... Çiçekler güzel olsun kokla...
Çocuklara şiir yaz... İçinde umut olsun unutma...
Saçlarını okşa ilkbaharda... benden sonra....
Benden sonra...
Her gece kalbine söyle... Unutma...
Yarın çok geç bu gece ölmeliyim...
Sağır bir kurşun gibi ağır ağır düşmeliyim...
O kırık kalbine son kez dokunup ellerine...
Kayan bir yıldız gibi gökyüzünde sönmeliyim...

Oysa renkler ne güzeldi görmek....
Bir bahar çiçeğini bir bahar dalında öpmek...
Oysa rüzgar ne güzeldi... Ne güzeldi uçmak...
Gökyüzünde gözlerim kapalı bulutların üstüne çıkmak...
Oysa kalpler ne güzeldi ne güzeldi sevmek ...
Bir kış sabahında bir kar tanesi gibi bembeyaz...
BENİ AFFET ANNE.

Tanrı Aslında Sever Hepimizi

Bir gün elbet, bir gün bize gösterir sakladığı o yüzünü...
Bir gün biter, bir gün başlar doğar güneş doğar elbet yüzümüze...
Aydınlatır karanlığı sebebi kendiyken o gölgelerin...
Gülümsersin, gülümseriz...
Tanrı aslında sever hepimizi.

Ağladıkça gözyaşların dökülür, yeşertir kuru toprakları...
Diz çöker yalvarırsın, önünde cennetin beyaz kapıları...
Can verirken umutların, yetişir annenin kalbi, duaları...
Şükreder gülümsersin...
Tanrı aslında sever hepimizi.
GEÇECEK! GÜLECEĞİM!
GEÇECEK! BASTIRA BASTIRA!
GEÇECEK! GÜLECEĞİM!
...VE HER ŞEYE RAĞMEN BİR ŞARKI SÖYLEYECEĞİM.


www.cemadrian.net

Published by: Fatih Şentürk in Blog

28 November 2010 - 3 comments

Cem Adrian – Kayıp Çocuk Masalları

[vc_row][vc_column][vc_column_text]Beni tanıyanlar az çok, Cem Adrian ile olan muhabbetimi bilir. 2006 yılından beri resmi fan sitesi, http://www.cemadrian.net 'i, 2008 yılında da resmi facebook sayfası, http://www.facebook.com/cemadrian sayfasını kurdum ve halen yönetiyorum. Bunun yanı sıra, Cem Adrian'ın konser fotoğraflarını ve videolarını çekiyorum. Kısacası stüdyosuyla, konsept danışmanıyla, müzisyenleriyle, biz bir ekibiz ve bende bu ekibin bi parçasıyım (atarlı oldu gibi ama cidden :P).

Birazcık paylaşmak istediğim konu, Cem Adrian'ın 5. albümü, Kayıp Çocuk Masalları.

Konser turnelerine devam ederken yapmaya başladığı ve Aralık ayında çıkacak albümü, şu sıralar son basım aşamasında. Kayıtları bitirmesiyle yeni klip çekimiyle de hazırlıklarını hızla sürdüren Adrian, hazırladığı süprizlerle dinleyicilerinin karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Albümde Murat Yılmazyıldırım ve Aylin Aslım konuk sanatçı olarak yer alıyor.

Değinmek istediğim konu, bu albüm için beraber güzel birşeyler çıkarmaya çalıştığımız, albüm fragmanı hakkında.

Çekimler başlangıcından bitimine kadar yaklaşık 4 saat sürdü. Hazırlık aşaması ve boyalarla ilgili kısımlar biraz uğraştırıcıydı. Hazırlarken ki zorlukların arasında, etrafın boya saçılmaması için uğraşılan çabalar ve boyaların kötü kokusu, zorluk çıkartan unsurlardı. Çekimler sırasında renk bütünlüğünü sağlamak adına, tek ışık kaynağı kullanmaya çalıştık. Bizim için uğraştırıcı kısım, çekimlerin macro oluşu ve dolayısıyla makinama da zarar gelmemesini amaçlamaktı. Tüm çekimler, Canon EOS 5D Mark II ve Canon 24-70 f2.8 L serisi lens ile çekildi. Şarkı sözlerinin olduğu kağıtların, boyalarla kaplanışı en çok beğenimi çeken sahneydi. Birçok planda karelerde aldım kendim için. Son olarak çekimlerin sonlarında görünen Cem'in bölümü, fotoğraf olarakta kafamda oluşturduğumdan daha iyiydi.

Sözün özü, biz bu fragmanı yaparken, hem albüm hakkında güzel bir ön tanıtım olsun istedik, hem de bir müzik albümünün fragmanı olsun istedik. Umarım beğenirsiniz 😉

Yukarıdaki fotoğraf albüm kapağı değildir, sadece çekimler sırasında çektiğim bir kare.

[/vc_column_text][vc_column_text][/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]

Published by: Fatih Şentürk in Blog

17 September 2010 - No Comments!

kısa kısa #1

Gündem"im"den kısa kısa detaylar..

Sinema

  • A-Team'i izledim. Biraz abartılı sahneleri olsa da, gayet güzel bir film olmuş. Konuların birbirine bağlantısı çok iyi oturmuş.
  • Ip Man - The Legend is Born, diğer iki IpMan filmi kadar güzel olmuş. Bu filmde Yip-Man'in gençliğini anlatmışlar. Filmde tek sorun ilk iki filmde oynayan oyuncularında bu filmde bağımsız rollerde oynaması çok garip olmuş (belki bağlantılı olabilir, kaçırmış olabilirim). Fakat yine de çok saçma..
  • Resident Evil 4: Afterlife, açıkcası üçüncü filme nazaran daha iyi olmuş. 3D mevzularında XpanD'de hâlâ doğru dürüst zevk alamıyorum. Filmde bir çok eski filme gönderme olsa da, çoğu yerde Matrix izliyormuş hissi vardı. Başkası olma, kendin ol, böyle çok daha güzelsin diyorum.
  • The American, izlediğim en sıkıcı filmlerdendi. Fragmanı aksiyon filmiymiş gibi hazırlayıp, uyuz bir film sunmaları (sanatsal veya değil sıkıcı kardeşim) çok saçmaydı. 5 dk erotik sahne izledik, mısır kola eşliğinde. toplamda 4 dakikalık bi aksiyon vardı, o kısımlar güzeldi.
  • How to Train You Dragon, uzun zamandır animasyon film izlemiyordum, çok iyi geldi. Film çok başarılı olmuş, hikayenin anlatılışı, aktarımı ve ejderhaların komik karakter tasarımları da hoşuma gitti. Read more

Published by: Fatih Şentürk in Blog